İmdat kızım var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İmdat kızım var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2010 Pazar

Biraz da kitap oku:))))




Her sabah, her akşam, her öğleden sonra... Allahım ya çıldıracağım. Oğlum vardı büyüdü. hiç böyle sorunlarımız olmamıştı. Şimdi kızım büyüyor hızla. Ancak hızına hız katan bir konu var ortalıkta. Kılık-kıyafet, süs-püs...

Sabahları sorun olmasın, hemde alışkanlık kazansın diye kızımla ertesi sabahın hazırlıklarını bir gece önceden yaparız. Ertesi gün ne giyilecek hazırlanır, öyle yatılır. Çok aksi bir şey olmadığı sürecede kıyafet konusunda değişiklik yapılmaz.

O gün sabah çok aksi bir şey oldu. Uyuya kaldım. Kızımın servisinin gelmesine 25 dakika var ve benim bir gözüm açılabiliyor sadece:) Tabi hanımefendi kalkmış, ben uyuyorum ya, günlük kreasyon değiştirilmiş. Her zamanki gibi palyaço benzeri ya da yazın kış kıyafetlerinden, kışın ise yaz kıyafetlerinden oluşan bir üçleme-beşleme-onlama... (buna ne denir bilemiyorum) hazırlanmış.

Bir gözüm açık demiştim ya, bu kreasyonu görünce öbür gözüm aniden seyirerek açılmak zorunda kaldı. dışarıda yağmur, dolu ve hava soğuk, hanımefendi şort ve sırtı açık penyeden oluşturduğu, değiştirdiği kıyafetini gözüme sokarcasına "Bak nasıl olmuş, çok güzel değil mi?" dedi.

İşte o an. Koptuğum an. Bir anlık boşlukla "hayat kılık kıyafet değil küçük hanım, biraz otur da kitap oku" deyiverdim...

Bu sözü işiten kız çocuğunun yaşını soracak olursanız...

Henüz ana sınıfında ve okuma-yazması yok:)))))))))

Hakikaten "anne bi sus" yani. Diyecek bir şey bulamıyorum.

Kime olacak kendime tabi ki:)))))))))))

25 Mayıs 2010 Salı

Bir Oyun Keşfettim




Geçen gün, bahçeden yeni gelen kızım ağlıyordu. Apartmandaki bir arkadaşına gitmek istiyordu.

Halbuki bahçeye gitmeden önce evde yapması gerekenleri konuşmuştuk. Eve gelince oyuncaklarını toplayacak, dağınık bıraktığı kıyafetlerini yerlerine yerleştirecekti.
Buna rağmen ağlamaya devam edip, arkadaşına gitmekte ısrarlıydı. Ama bir yandan da bana yardım etmek istiyordu (muş....).

Benim de bir anda aklıma bir fikir (vahiy diyelim) geldi.

"Hadi gel seninle bir oyun oynayalım. Ama kuralları yıkmak yok, anlaştık mı" dedim. "Kural" dediğimde haliyle biraz duraladı. Ama "tamam" dedi.

"Şimdi, önünde iki seçeneğin var." (bu arada parmağımla iki yaptım)

"Birincisi, arkadaşına gidebilirsin. Ama verdiğin sözü tutmadığın için, oyuncaklarını ben toplayıp yorulacağım ve de sana sinirleneceğim. Ama sen, arkadaşına gittiğin için mutlu olacaksın." (Bu arada uyumasına 1 saat kalmış ve halet-i ruhiyesi pek oyuna müsait değil haliyle:)

"İkincisi, oyuncaklarını toplayıp, yatmaya hazırlık yapacaksın. Ben de, bana verdiğin sözü tuttuğun için mutlu ve yorulmamış olacağım." dedim.

"Kural da şu. Bu iki seçenekten birisini tercih edeceksin. Hangisini seçersen, seçmediğin diğeri için üzülmek, ağlamak yok. Onu unutacaksın, ah keşke öbürünü seçseydim demeyeceksin, tamam mı"

Kızım "tamam" dedi ve karar vermesi epey zaman aldı:)))))))

Sonuçta evde bana yardım etmeyi seçti (vallahi baskı falan yapmadım:). Kuralımıza da uydu, diğerini (arkadaşına gitme) unutacağını söyledi.

Bu iş benim çok hoşuma gitti. Bir seyahat sırasında yine bu oyunu oynadık. Bu sefer 3 seçenek vardı. Seçmediklerini unuttu gitti......

Onlar için üzülmedi.

Sanırım güzel bir yol yakaladım. Tercih onun tercihi. Bir gün gelecek bu seçenekleri kendisi üretecek ve seçmediğine üzülmeyecek.

Açıkçası bu oyun bana da ders verdi. Çoğu zaman kararsız kaldığım konular olmuştur, olmadı değil. "Acaba öbürünü yapsaydım daha mı iyi olurdu?" deyip bocaladığım çoktur. Kendi kendime de bu oyunu oynamak için söz verdim. Diğerlerini şimdiden unuttum bile:)

Karamelita