Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Temmuz 2010 Perşembe
AYNI NAKARAT HEP AYNI, AYNI!
Eğer havalar güzelse kimsenin bir sorunu yok.. Güneşi görür görmez, sokaklara atıyoruz kendimizi haftasonu olunca.. Ama eğer dışardaki hava evdeki yer cücelerinin sağlığını tehdit edecek bir durumdaysa, oyun alanları, alışveriş merkezleri gezip duruyoruz.. Her alış veriş merkezinde de geçtim "albeni" yi, deyim yerindeyse "tırmalama beni kaşı beni" modunda binlerce güzel oyuncak raflardan gülümsüyor.. Bir kısmını zaten malum çocuk kanallarından tanıyoruz, akrabayız.. İyi de el değmiyor kardeşim oyuncaklara.. İyi bir oyuncak almanın maliyeti özrü kabahatindne büyük bir benzetme ile neredeyse ayakkabı fiyatına..Ayakkabı fiyatları ise ayrı bir yazının konusu..
Yine de gelir düzeyinize göre, çocuğun kalbi kırılmasın diye üç beş ay da bir bir tane alma moduna giriyorsunuz bütçeniz elveriyorsa, şimdi Allah var paraya kıyıp aldığınız oyuncak evladiyelik olmasa da, piyasadaki ucuz Çin malı oyuncaklara göre daha dayanıklı oluyor. Bu da züğürt tesellisi..
Diyelim aldınız oyuncağı aman bir sevinç, bir sevinç ufaklıkta, taaaaaaaa ki eve gelene kadar.. O kadar uzun ve yoğun bir sevinç dalgası yani..
Ertesi hafta yapacak bir şey yok evde sıkılan çocukla gerek sinema, gerek hadi bir şeyler yiyelim, iki dolanalım maksadıyla gene alışveriş merkezindesiniz.. Göxzü kör olmayasıca oyuncaklar gene orda, sırıtarak vitrinden size bakıyor, size bakıyor ama ufaklığa bakmakla kalmıyor "gel bana" diye bağırıyor. Oyuncakçının önünden geçerken hızlanan adımalırınız, kolunuza asılan ufaklığın freniyle yalpalamanıza neden oluyor.. Cümle hazır :
"Bak daha geçen hafta aldım sana oyuncak, bu hafta alamam"
"Tamam da, sadece bakmak istiyorum"
"Yok, zaten vakit yok bak daha yemek yiyeceğiz"
"Anne ne olur, vallahi almıycam bakıcam sadece.."
"Söz mü?"
"Söz..Hadi.. N'olur...!!"
Hop içerdesiniz..
Daha ilk rafın önünde..
"Anne bunu alabilir miyiz?"
"Hayır, daha geçen hafta aldım, konuştuk ya dışarda.."
"Tamam"
"Peki bunu alabilir miyiz..?"
"Hayır.."
"Ama bu pahalı değil ki..."
"Kaç lira?"
"Yirmi"
"Yok alamam, daha yeni aldık, hadi gidelim.."
"Anne ya ben sana kumbaramdan veririm"
"Çocuğum parası için değil, daha yeni oyuncak aldın"
"Ne için o zaman?"
"Öyle habire oyuncak alınmaz.."
"Niye?"
"İşte...aaa zaman da geçmiş.."
"Ama sen pahalı oyuncak alamazsın demiştin bu pahalı değil.."
"Hayır ben oyuncak alamazsın dedim.."
"Ama yirmi milyonun altında alma hakkım vardı"
"Hayır o bugun değildi"
"Ne zaman?"
"O geçen ay söylediğim şeydi"
"Bu ay öyle bir hakkım yok mu?"
"Hayır"
"Neden?"
"...."
"Ama ben bu oyuncağı çok beğendim"
"Tamam oyuncak alma hakkın gelince bunu alırız"
"Ne zaman gelcek"
"Bir ay sonra"
"Ya ben bir ay bekleyemem bu çok güzel"
"Tamam annecim, sabret önümüzdeki ay alalım"
"Şimdi alalım, önümüzdeki ay oyuncak almayız"
"Olmaz"
"Neden?"
"Çünkü her ay bir oyuncak alabilirsin en fazla..."
"Ama ben bunu çok beğendim"
"Hayır"
"..."
"Peki bakı bu beş lira bunu alsak olur mu, hadi lütfeeen"
"Öbüründen vaz mı geçtin?"
"Evet bunu istiyorum, başka bir şey istemiycem söz veriyorum"
"Olmaz"
"Ya beş lira lütfen ben sana eve gidince kumbaramdan veririm"
"Haaaayııır!!"
"Paran mı yok?"
"Parayla ilgili değil"
"Neyle ilgili?"
"Her zaman, her istediğin yapılamaz"
"Neden?"
"Bazen insanların beklemeyi sabretmeyi öğrenmesi lazım"
"Neden?"
"Yaşamı daha sonra kolaylaştırmak için"
"Tamam ben sonra öğrenicem söz.. Şimdi bunu alalım.. Başka bir şey istemiycem.. Öğrenicem tamam mı?"
"Söz mü?"
"Evet evet evet"
"İyi hadi alalımda gidelim.."
Kim kazandı şimdi :)) Ya da kim ne öğrendi? Ama var ya benim yüreğim şişti :)) Sizin?
Kuzin Abla
27 Mayıs 2010 Perşembe
Çocuğunuzu Bilgisayarla Korkutun...
Akşam bilgisayar başındayım. Arkadaşlık paylaşım sitesi Facebook ta (!) dolaşıyorum, maillerime bakıyorum, surf ün dibine vurmuş durumdayım. Yazışmalara yorumlar yapıyorum, müzik dinliyorum, maillerimi okuyorum. Hepsine de laf yetiştiriyorum. Çok eğleniyorum çok.
Bir an durdum, kendime şunu sorma ihtiyacı hissettim. "Ben bu kadar eğlenirken, şu anda ergen oğlum ya da küçük prensesim bu bilgisayar başında olsaydı ne yapardım?" İnanır mısınız bir an kaldım kendimle baş başa. Yemin ediyorum işin içinden çıkamadım.
Ben eğleniyorsam, onlarında eğlenmeye hakkı var. Bu kadar keyif aldığım bir şeyi onlarında deneyimlemesi gerekir. Onlar da zevk alacaklardır. Ama bu kadar saat bilgisayar başında vakit geçirmelerine izin verir miydim? Sanırım vermezdim. Hadi uyku saati, daha dersler, ödevler bitmedi, dişler fırçalandı mı vs. vs..... Yapar mıydım? Evet yapardım.
Peki niye böyle davranacağımı kendi kendime sordum. Sorumlulukları, yerine getirmeleri gereken görevleri olacak ve tahminen bunları da yapmamış olacaklar. Eh sorumluluğunu bilen (!) bir anne olarak da benimde ciyaklama hakkımı kullanmanın zamanı gelmiş olacaktı.
Sonra düşündüm. Peki ödevler yapıldı, dişler fırçalandı, uyku saatine de biraz daha zaman var, o zaman ne olacak? Hah burada kilitlendim işte.
Eğer tüm bunları yerine getirdiyse ve bilgisayar başında bir süre vakit geçirmek istiyorsa ben izin vereceğim dedim kendi kendime. Gerçekten de böyle yapmaya karar verdim.
AMA ÖNCE ÖDEVLER BİTECEK:))))))))
26 Mayıs 2010 Çarşamba
O Küçük, Aklı Ermez !!!
Sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, aklı eren bir zamanların küçüğü olarak sizi uyarmak isterim.
Çok çocuklu ailelerdeki son numara çocukların lehine kullanılıp, bir büyüğü dahi olsa büyük çocuğa söylenen bu dört kelime, büyük olan çocuğu size ve son numaraya karşı hırslandırırken, son numaranın da tüm cinliklerini serbestçe uygulamasına sonuna kadar müsaade eden çok tehlikeli bir cümledir, tecrübeyle sabittir... Ve bunu farketmeyen de yazık ki sadece sizsinizdir...
Şöyle ki ; zamanını çok iyi hatırlayamasam da ki ihtimalle henüz okula gitmiyorken yaptığım bir muzurluk sonucu ablamın bana dersimi vermeye kalkmasına karşılık annem ablama öyle bir yüklenmişti ki :'' Yavrum, o küçük, aklı ermez, sen ablasın, vs... vs...'' o an durup kendi kendime ''şimdi ki yaşımı unutmayım çünkü aklım herşeye eriyor'' diyerek gayet bilinçlice yapılmış, rahmetli babaanemin deyişiyle '' domuzluğumun'' annemce farkedilmemesine gururla sevinmiştim. Ve aklımın gayet ererek yaptığımın canım ablacım da en az benim kadar farkındaydı ama gel de bunu anneme anlat, ona göre ben küçüktüm, hem de beş yaş ve aklım ermezdi !!!
Şimdi üç boy çocuk annesi olarak gözüm en çok son numaranın üstünde, ve inanın domuzluğu yapan da o parmak boyuna rağmen de o, ama bunu anlamak için sizin de son numara olmanız gerek :))
Benim büyük numaralar, annelerinin son numara olarak küçükken yaptığı domuzluklar sayesinde teyzelerinin kaderini yaşamayacaklar, gurur duyarım...:)
susmaycam
Çok çocuklu ailelerdeki son numara çocukların lehine kullanılıp, bir büyüğü dahi olsa büyük çocuğa söylenen bu dört kelime, büyük olan çocuğu size ve son numaraya karşı hırslandırırken, son numaranın da tüm cinliklerini serbestçe uygulamasına sonuna kadar müsaade eden çok tehlikeli bir cümledir, tecrübeyle sabittir... Ve bunu farketmeyen de yazık ki sadece sizsinizdir...
Şöyle ki ; zamanını çok iyi hatırlayamasam da ki ihtimalle henüz okula gitmiyorken yaptığım bir muzurluk sonucu ablamın bana dersimi vermeye kalkmasına karşılık annem ablama öyle bir yüklenmişti ki :'' Yavrum, o küçük, aklı ermez, sen ablasın, vs... vs...'' o an durup kendi kendime ''şimdi ki yaşımı unutmayım çünkü aklım herşeye eriyor'' diyerek gayet bilinçlice yapılmış, rahmetli babaanemin deyişiyle '' domuzluğumun'' annemce farkedilmemesine gururla sevinmiştim. Ve aklımın gayet ererek yaptığımın canım ablacım da en az benim kadar farkındaydı ama gel de bunu anneme anlat, ona göre ben küçüktüm, hem de beş yaş ve aklım ermezdi !!!
Şimdi üç boy çocuk annesi olarak gözüm en çok son numaranın üstünde, ve inanın domuzluğu yapan da o parmak boyuna rağmen de o, ama bunu anlamak için sizin de son numara olmanız gerek :))
Benim büyük numaralar, annelerinin son numara olarak küçükken yaptığı domuzluklar sayesinde teyzelerinin kaderini yaşamayacaklar, gurur duyarım...:)
susmaycam
Merhabalar...
Üç kızkardeşle büyümüş, üç çocuk sahibi bir anne olarak burada olmazsam olmaz dedim...
Kızkardeşlerim ve benim ''ama anne...'' diyerek başlayıp bir türlü bitiremediğimiz cümlelerimizin, çocuklarımız tarafından nefes almadan tamamlanıyor olmasına şaşırdığım tam da şu günlerde burası bana ilaç gibi geldi... Şimdi cevabını aradığım şey şu ; acaba ben mi annem gibi olamadım, yoksa çocuklar mı bizden daha cesur ?
Sanırım bu ve benzeri sorularımın cevaplarını yazdıkça düşünecek, düşündükçe de burada yazarak (UMARIM!) bulacağım ve sizlerle paylaşacağım.
Burada olmam için beni yüreklendiren can dostuma da burdan tekrar çook teşekkür ediyorum,
Haydi rastgele...
SEVGİLER...
SUSMAYCAM
Kızkardeşlerim ve benim ''ama anne...'' diyerek başlayıp bir türlü bitiremediğimiz cümlelerimizin, çocuklarımız tarafından nefes almadan tamamlanıyor olmasına şaşırdığım tam da şu günlerde burası bana ilaç gibi geldi... Şimdi cevabını aradığım şey şu ; acaba ben mi annem gibi olamadım, yoksa çocuklar mı bizden daha cesur ?
Sanırım bu ve benzeri sorularımın cevaplarını yazdıkça düşünecek, düşündükçe de burada yazarak (UMARIM!) bulacağım ve sizlerle paylaşacağım.
Burada olmam için beni yüreklendiren can dostuma da burdan tekrar çook teşekkür ediyorum,
Haydi rastgele...
SEVGİLER...
SUSMAYCAM
Büyümek İsteyen Çocuk Doğursun!

(Ama çok da değil, 2 yeter...)
Hep şuna inandım. Çocuklarım beni büyütüp geliştirdi (vallahi yalan yok, gerçek bu)
Eskiden kızdığım, sinirlendiğim olaylara artık daha olumlu, daha pozitif bakabiliyorum.
Çok tepki verdiğim olaylara, daha sağduyulu yaklaşabiliyorum.
Keyfi bozulmasın diye çocuk yapmayan insanlara bakıyorum da, ben ve benim gibilerden gerçekten çok farklılar. Çocuklarımızda kızdığımız davranışları sergileyebiliyorlar. Büyümeleri gerekiyor diye düşünüyorum.
Özellikle de, sırtının terleyip terlemediğini kontrol ettiğimiz, karnı aç mı tok mu diye endişelendiğimiz, duvarın üstünde gezerken "bir gün düşecek aklı başına gelecek" dediğimiz günler geçipte, aynı frekansı yakaladığımız yaşlara gelince o kadar çok şey öğretiyorlar ki bize. Farklı ve genç bir bakış yakalanabiliyor bu öğretilerde. Tabi onların büyüdüklerini de kabul edebilme becerisi de bizlerde yatıyor. 18-20'li yaşlara gelen çocuklarımıza "o hala bir çocuk" deyip, söylediklerini dikkate almazsak bu gelişim yaşanamaz.
Çocuklarımı büyüttüğümü zannederken, aslında onlar beni büyüttüler fark etmeden ("yaşlanıyorsun" diyenleri şiddetle kınıyorum bu arada:).
Büyük teşekkürlerim çocuklarım için...
(Bu satırları yazıyor olmam yeri geldiğinde ciyak ciyak bağırmayacağım anlamını taşımamaktadır. Bilgilerinize...)
Hep şuna inandım. Çocuklarım beni büyütüp geliştirdi (vallahi yalan yok, gerçek bu)
Eskiden kızdığım, sinirlendiğim olaylara artık daha olumlu, daha pozitif bakabiliyorum.
Çok tepki verdiğim olaylara, daha sağduyulu yaklaşabiliyorum.
Keyfi bozulmasın diye çocuk yapmayan insanlara bakıyorum da, ben ve benim gibilerden gerçekten çok farklılar. Çocuklarımızda kızdığımız davranışları sergileyebiliyorlar. Büyümeleri gerekiyor diye düşünüyorum.
Özellikle de, sırtının terleyip terlemediğini kontrol ettiğimiz, karnı aç mı tok mu diye endişelendiğimiz, duvarın üstünde gezerken "bir gün düşecek aklı başına gelecek" dediğimiz günler geçipte, aynı frekansı yakaladığımız yaşlara gelince o kadar çok şey öğretiyorlar ki bize. Farklı ve genç bir bakış yakalanabiliyor bu öğretilerde. Tabi onların büyüdüklerini de kabul edebilme becerisi de bizlerde yatıyor. 18-20'li yaşlara gelen çocuklarımıza "o hala bir çocuk" deyip, söylediklerini dikkate almazsak bu gelişim yaşanamaz.
Çocuklarımı büyüttüğümü zannederken, aslında onlar beni büyüttüler fark etmeden ("yaşlanıyorsun" diyenleri şiddetle kınıyorum bu arada:).
Büyük teşekkürlerim çocuklarım için...
(Bu satırları yazıyor olmam yeri geldiğinde ciyak ciyak bağırmayacağım anlamını taşımamaktadır. Bilgilerinize...)
Karamelita
21 Mayıs 2010 Cuma
Düşündüklerini Yazmaya Nasıl Başlanır?????
Yazmak mı?
O nedir?
Ben sadece konuşurum. Düşünüp, düşünürken konuşabilen ender bir yapım var benim:)
Bir seyahat sırasında kızımın söylediği bir söz üzerine, blog oluşturmaya karar verdik. Yazmayı gerçekten hakkını vererek yapan canım arkadaşım sayesinde de, becerebilirsem aklımdakileri burada paylaşmaya çalışacağım.
Zorlansamda keyifli bir iş olacağı kesin.
İlkokula başlama arefesinde bir kız çocuğu ve üniversite sınavına hazırlanan bir ergen sahibi anneyim.
Bir yandan ergenlik git-gelleri, bir yandan barbie ler ve pespembe bir hayat içinde yoğurulup gidiyorum. Bazı zamanlar neler yaşadığımı düşünecek vaktim bile olmuyor.
Sanırım burada bunları paylaşmak hepimizi olduğu kadar beni de rahatlatacak. En azından böyle düşünmek istiyorum:))))
İlk yazı denemem olduğu için şimdilik bu kadar demek istiyorum.
Yazdıkça açılırım kanaatindeyim......
20 Mayıs 2010 Perşembe
Başlarken...
Günümüzde çocuk yetiştirmek gerçekten hüner istiyor.. Yetiştirmek kelimesi de öyle sözlük de durduğu gibi durmuyor, artık çok farklı anlamlar yükleniyor. Okula yetiştirmek, spora yetiştirmek, baleye yetiştirmek, sınıfın başarılı öğrencilerine yetiştirmek.. Oysa hepimizin en temel arzusu onların huzurlu, mutlu ve güvende olması..
Oysa bizler annelerimizin kaşı gözü ile idare edilmiş nesilleriz. Annelerimize kulak verecek olursak öyle konulduğumuz yerde oturan, bu günkü çocuklara bakacak olursak birer embesil denebilecek türden yaratıklarmışız sanırım.
Şimdiki çocuklara suratınıza ek kaş göz bile taktırsanız mümkün değil bu şekilde müdahale etmek.. İşte bu siteyi yapma fikri de biz bir grup kadının çocuklarıyla yaşadıkları ile başetme konulu bir sohbet sırasında ortaya çıktı. Şehirlerarası bir yolculukta dergiden çıkan kartonu ikiye katlayarak kendisine "lap top" yapmış altı yaşındaki arkadaşımın kızı, konuya müdahil olmaya çalışarak "kraloyun.com'a mı bağlanacaksın kızım?" diye sorması üzerine aldığı cevap "Hayır, anne bi sus nokta koma bağlanıcam!" olunca, hepimizin annelerine doğduğu günden bu yana söylemek isteyip de söyleyemediklerimiz olduğunu farkettik..
Annelerin el kitabına yeni maddeler gerekiyor artık.. Biz de zaman zaman çocuklarımızla, zaman zaman annelerimizle yaşadıklarımızı, zaman zaman ise düşünüp de söyleyemediklerimizi anlatarak içimizdeki annelere "Bi sus!" demeye çalışacağız. Bunu yaparken de kendimizi ele vermemek için gerçek adlarımızı kullanmayacağız..
Anne bi sus nokta kom'a hoşgeldiniz...
Kuzin Abla
Oysa bizler annelerimizin kaşı gözü ile idare edilmiş nesilleriz. Annelerimize kulak verecek olursak öyle konulduğumuz yerde oturan, bu günkü çocuklara bakacak olursak birer embesil denebilecek türden yaratıklarmışız sanırım.
Şimdiki çocuklara suratınıza ek kaş göz bile taktırsanız mümkün değil bu şekilde müdahale etmek.. İşte bu siteyi yapma fikri de biz bir grup kadının çocuklarıyla yaşadıkları ile başetme konulu bir sohbet sırasında ortaya çıktı. Şehirlerarası bir yolculukta dergiden çıkan kartonu ikiye katlayarak kendisine "lap top" yapmış altı yaşındaki arkadaşımın kızı, konuya müdahil olmaya çalışarak "kraloyun.com'a mı bağlanacaksın kızım?" diye sorması üzerine aldığı cevap "Hayır, anne bi sus nokta koma bağlanıcam!" olunca, hepimizin annelerine doğduğu günden bu yana söylemek isteyip de söyleyemediklerimiz olduğunu farkettik..
Annelerin el kitabına yeni maddeler gerekiyor artık.. Biz de zaman zaman çocuklarımızla, zaman zaman annelerimizle yaşadıklarımızı, zaman zaman ise düşünüp de söyleyemediklerimizi anlatarak içimizdeki annelere "Bi sus!" demeye çalışacağız. Bunu yaparken de kendimizi ele vermemek için gerçek adlarımızı kullanmayacağız..
Anne bi sus nokta kom'a hoşgeldiniz...
Kuzin Abla
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






